Paylaş

Son dönemde teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler ve dijital dönüşüm, sosyal yaşamda ve iş dünyasında köklü değişiklerin yaşanmasına neden oluyor. Uzun yıllardır devam eden ve değişen tüketici talepleri ve geleneksel yöntemlerin yanı sıra her gün farklı dijital yöntemler de hayatımıza girmeyi sürdürüyor. Dijital dönüşümünde etkisiyle 21. yüzyılda ortaya çıkan, finansal hizmetler sektörlerini kapsayan ve rekabet dünyasının içerisine dâhil etmeye çalışan finansal teknolojiler portalı FinTech, sağladığı yenilikçi çözümler ile son dönemin en popüler konularında biri. İlk etapta tüketici ve finans kurumlarının teknolojik arka planlarını değiştirmek ve geliştirmek için kurulan FinTech, finansal yöntemlerle birlikte rekabeti güçlendirmeyi ve rekabetin içerisinde bulunmayı amaçlayan teknolojik bir yenilik olarak tanımlanıyor. Teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm ile birlikte FinTech yatırımlarının artacağı ve FinTech uygulamalarının zaman içerisinde daha fazla talep görüp büyüyeceği öngörülüyor.

 

Kısa bir yolculuk

Son zamanlarda sıkça gündeme gelen FinTech ilk kez 21.yüzyılda çıktı. Bugün ise uygulamaları, teknolojik gelişmeler ve son dönemlerde yaşanan dijital dönüşüm ile birlikte girişimcilerin ve finans sektörünün odak noktası haline geldi. İlk uygulamadan bu yana çok fazla gelişim gösteren ve daha fazla önem kazanan FinTech uygulamalarının tarihi ise şu şekilde:

  • İlk FinTech uygulaması Amerika Merkez Bankası Ekonomik Para Servisi tarafından 1918 yılında kuruldu.
  • 1934 yılında Frederick Lincoln Fuller tarafından IBM 801 banka kartı makinesi icat edildi.
  • Frank McNamara 1950 yılında Para Kulübü kredi kartını dizayn etti.
  • 1967 yılında dünyanın ilk ATM’si Londra’da kuruldu.
  • 1971 yılında elektronik para transferi yapılmaya başlandı.
  • William Porter tarafından ilk E-Ticaret Grubu kuruldu.
  • 1995 yılında ilk online banka hesapları açıldı.
  • 1998 yılında Paypal, 2009 yılında ise Bitcoin’in ilk sürümleri piyasaya sürüldü.
  • 2011 yılında Google Cüzdan ve 2014 yılında Apple Pay uygulamaları geliştirildi.
  • 2016 yılına gelindiğinde ise günümüz FinTech uygulamalarının ilk adımı atıldı ve ilk FinTech uygulaması geliştirildi.

 

Finans sektörünün en trend kavramı

Finans ve teknoloji kelimelerinin birleşiminden oluşan FinTech, son yıllarda finans sektörünün en trend kavramları arasında yer alıyor. FinTech, finansal yöntemlerle birlikte rekabeti güçlendirmeyi ve rekabetin içerisinde bulunmayı amaçlayan teknolojik bir yenilik olarak tanımlanıyor. Bu sayede finans sektörü dijital dünyanın içerisinde kendisine yer edinmeyi başarıyor. FinTech uygulamaları, dünyada ve ülkemizde oldukça büyük yatırımlar yapılan bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Dünya çapında Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere bu sektöre en fazla önem veren ülkeler arasında yer alıyor. İnsanların finansal hizmetlere erişimini kolaylaştırmak ise FinTech uygulamalarının temel amacını oluşturuyor.

Ekonomik bir endüstri

Dijital dönüşümünde etkisiyle 21.yüzyılda ortaya çıkan finansal hizmetler sektörlerini tanımlayan ve rekabet dünyasının içerisine dâhil etmeye çalışan finansal teknolojiler portalı FinTech, ilk etapta tüketici ve finans kurumlarının teknolojik arka planlarını değiştirmek ve geliştirmek için kuruldu. Daha sonra ise dijital ekonomi, kripto para gibi kavramların hayatımıza girmesiyle birlikte bu sektörün çalışma alanları da genişletildi. Tüketici ile finans kurumu arasındaki para girişi ve çıkışını kolaylaştırmayı amaçlayan FinTech, finans sektörüne hız kazandırdı ve sektörün yeniden canlanmasına katkı sağladı.

Wharton School’da MBA öğrencisi ve okulun FinTech Girişimi kurucularından olan Daniel McAuley FinTech’i, “finansal sitemleri daha verimli hale getirmek için teknoloji kullanan şirketlerden oluşan ekonomik bir endüstri” tanımlıyor.

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise FinTech ile ilgili şu sözleri söylüyor: “Finans ile teknolojinin bir araya gelmesine kısaca FinTech adı veriliyor. Finans ve teknoloji zaten uzun süredir birlikteler ama FinTech’in son dönemde gündeme gelmesinin nedeni dijital dünyanın sunduğu yeni ve geniş olanaklı teknoloji. Özellikle internet ve mobil uygulamaların taşınabilir hale gelmesi finansın dijitalleşmesini sağlamış durumda. Bu uygulamanın amacı finansal hizmetlerin daha iyi, daha hızlı ve daha düşük maliyetle sunulabilmesidir.”

Yüzde 40’ın üzerinde büyüme öngörülüyor

We are social ve Hootsuit’in 2018 yılında yayınladığı rapora göre dünya nüfusunun yüzde 53’ü interneti aktif bir şekilde kullanıyor. Gelinen bu noktada oldukça yerinde bir girişim olduğunu kanıtlayan FinTech, mobil çözümler ve internet üzerinden finansal işlemleri kolay bir hale getirmesiyle birlikte ilgileri üzerine toplamaya devam ediyor. Yeni nesil finansal yazılımlar üzerinde çalışan girişimciler farklı ihtiyaçlara yönelik mobil uygulama ve hizmetler geliştirmek için çalışmalarına devam ediyor. Yeni neslin taleplerini ve teknolojik ihtiyaçlarının karşılamak ve tatmin etmek isteyen girişimciler, FinTech sektörünün önemine de dikkat çekiyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın büyük pay sahibi olduğu FinTech girişimi, diğer ülkeler tarafından da yatırım yapılan bir sektör haline geldi. 2014 yılında 10 milyar doların üzerinde yatırım alan FinTech sektörü büyümeye ve gelişmeye devam edecek. Uzmanlar, FinTech sektörüne yönelik önümüzdeki 10 yılda yüzde 40’ın üzerinde bir büyüme öngörüyor. Öte yandan FinTech sektörü finans sektörü ile tüketici arasında da olumlu bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor.

 Stratejik üstünlüğün bir simgesi

FinTech yatırımları ülkeler için stratejik üstünlüğün bir simgesi haline geldi. Her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ülkeleri, Japonya ve Çin başı çekse de tüm dünyada dijitalleşme çalışmaları hızla devam ediyor. Finans sektörüne teknolojik çözümler sunmasının yanı sıra geleneksel iş modellerinin de çağımıza ayak uydurmasına imkân tanıyan FinTech, sosyo-ekonomik statü grubu yüksek ve güçlü olan ülkeler tarafından çok fazla önemseniyor. Bu sektöre yönelik oldukça büyük ve önemli yatırımlar yapan ülkeler finansal teknoloji rekabetinde kıyasıya mücadele ediyorlar. Bu rekabetin başını ise Amerika Bileşik Devletleri ve İngiltere çekiyor. Bunun yanı sıra diğer Avrupa ve dünya ülkeleri de FinTech sektörüne yönelik yatırımlarını hızlandırdı. FinTech denildiğinde her ne kadar ilk akla gelen ülkeler arasında yer almasa da Hollanda bu sektöre toplamda 6 küresel marka kazandırmayı başardı.

Öte yandan 2016 yılının ilk yarısı itibariyle dünyanın en büyük 30 FinTech yatırımına bakıldığında, 9 Asya ülkesinin ön plana çıktığı görülüyor. Singapur dünyanın en büyük Fintech Merkezi’ni oluşturmak için adımlar attı ve FinTech festivali düzenledi. Ayrıca Meksika hükümeti bu alana yönelik fon ayırarak çalışmalar için teşvik gerçekleştirdi. Google 2011-2016 yılları arasında toplamda 37 adet FinTech yatırımı yaptı. Dünya çapında FinTech sektörüne yönelik verilen önem giderek artıyor ve yapılan yatırımların çapı genişletiliyor.