Paylaş

Kimileri için teknolojinin geldiği son nokta, kimileri için insanlık tarihinin değiştiği ve asla eskisi gibi olmayacağı bir kırılma, kimileri için de dünyanın geleceği için en büyük tehlikelerden biri… Son 30-40 yılda bilimkurgu filmlerinde sıkça karşımıza çıkan yapay zeka, artık günlük hayatımızın içine işlemiş durumda. İnsan beyni gibi düşünen ve kendi kendine karar vererek harekete geçen yazılım ve donanımlar, yaşamımızın her alanında karşımıza çıkıyorlar. Yollarda kazaları azaltıp ölümleri engelliyor, çok zor hastalıklara çare buluyor, uzayın derinliklerini gözlememiz ve anlamamız için algoritmalar tasarlıyor, binlerce yıllık birikim ve zekamızın önüne geçerek en iyi olduğumuz oyunlarda bizi yeniyor. Sıradan bir yazılımın çok çok ötesine geçerek, doğanın en gelişmiş organı olan beynimizi taklit etmeye başlayan yapay zekanın sınırları nedir? Nasıl oluyor da böylesine karmaşık bir organ karşısında yapay zeka başarılı olabiliyor? Hamle yapma sırası halen insandayken ne tür adımlar atmamız gerekiyor?

 

Yapay zeka nedir?

Çok farklı tanımlar yapay zekanın ne olduğu ve nasıl çalıştığını anlatsa da, en temel mantığı ile ne olduğunu kavramanın yolu, yapay zekayı insan davranışları ve beyni ile kıyaslamaktır. Klasik tanımı ile herhangi bir organik ya da canlı organizma olmadan hareket edebilen, karar verebileni aksiyon alan, insan davranış ve düşüncelerini taklit eden teknolojinin genel adıdır. Temelde robotlar ile somutlaştırılan bir teknolojik çıktıdır. İnsanların öngörüsü ile programlanan ancak sonrasında bilgisayarların kendi kendilerine karar vermesini sağladıkları bir teknolojidir.

 Günlük Yaşamda Yapay Zeka’nın Kilometre Taşları

 Sanal Asistanlar: Teknoloji devlerinden olan Apple, Google ve Microsoft’un kişisel sanal asistanları artık hemen hemen herkesin kullanabildiği başlıca yapay zeka asistanlarındandır.

 Oyunlar: Bilgisayar ve konsollar için geliştirilen oyunlar, yapay zekanın en çok tercih ettiği alanlardandır. Kullanıcılarının karşısında oldukça güçlü birer rakibe dönüşebilirler.

 Satın Alma Tahmincileri: Yapay zeka sayesinde bilgisayar kullanıcılarının daha önce yaptığı aramalar göz önünde bulundurularak isabetli satış önerilerinde bulunulabilir. Bu sistem aynı zamanda internet reklamlarında da kullanılmaktadır.

 Dolandırıcılığı Önleme: Gelişmiş Antivirüs yazılımları ve Google gibi büyük arama motorlarının büyük çoğunluğu kullanıcıları aldatacak ve yanıltıcı içeriğe sahip olan sayfaları filtreleyebilmekte ve bunları kullanıcılar için internet ortamından uzaklaştırabilmektedir.

 Sohbet ve Destek Botları: Kullanıcıların ihtiyacına 7 gün ve 24 saat boyunca cevap vermek için geliştirilen bu botlar sizinle yazılı olarak sohbet edip, istediğiniz alandan bilgi sunabilmektedirler.

Güvenlik Sistemleri: Yalnızca tanımlanan kimlik, ses veya yüz ile giriş yapmaya izin verme yetkisine sahip olan güvenlik sistemleri de yapay zekanın kullanıldığı en etkileyici alanlardan biridir. İnsanlar bu tür protokolleri meydana getirirken sıkılırken, makineler hemen sıkılmıyor hem de taviz vermeksizin güvenliği sağlıyor.

 Akıllı Ev Sistemleri: Akıllı ev sistemleri konusunda da artık yavaş yavaş yapay zekaya doğru adım atılıyor. Akıllı ev sistemi dışarıdaki hava ile evinizin içerisindeki havayı karşılaştırarak ısıtma veya soğutma sistemini manuel olarak ayarlayıp tasarruf yapmanıza yardımcı olabiliyor.

 

Otonom araçların gelişiminde yapay zeka

Sürücüsüz araç üretmeye yönelik girişimler 1970’lerde başlamış olsa da uygun teknolojinin olmaması otonom araçlarını yıllardır uzak bir rüya olarak tutuyordu. Küçük, güçlü bilgisayarların, GPS sisteminin ve en önemlisi de yapay zekanın kendi kendini süren araçları geliştirmesiyle artık sadece bir olasılık olmaktan çıktı. Otonom sürüşlerde inovasyon, dönüşüm ve yapay zeka gelişimi, hayal edilebileceklerden daha fazlasını gerçekleştirebildi ve dönüşümü de beraberinde getirdi. Radarlazer ışığıGPSodometri ve bilgisayar görüşü gibi çevrelerini tespit etmek için çeşitli teknikler kullanan otonom araçlar; gelişmiş kontrol sistemleri, uygun navigasyon yollarının yanı sıra engeller ve ilgili tabelaları tanımlamak için duyusal bilgiyi yorumlar oldular. Otonom araçlar, yolda farklı otomobiller arasında ayrım yapmak için duyusal verileri analiz edebilen kontrol sistemlerine de sahip olduklarından güven oranları da gittikçe arttı. Artık küresel birçok önemli markanın da kendi bünyesinde bu aşamaya geçişi otomotiv sektöründe 4. sanayi devrimine doğru atılmış en büyük adımlardan biri gibi görünüyor. Avrupa merkezli en büyük stratejik danışmanlık firmalarında biri olan Rolan Berger’de yapılan çalışmalara göre otomotiv, teknoloji ve telekomünikasyon sektörlerinin bir noktada birleşeceği belirtiliyor.

İnsanların sürücü koltuğunda olduğu zaman; çevresini, çevredeki olanları eşzamanlı olarak gözlemleme, direksiyonu hangi yöne çevireceğine ve frene ne zaman basacağına karar verme işlemlerini işleyerek aracı kullandığını gözlemliyoruz. Kendi kendini süren bir araba genellikle GPS Ünitesi, hareketsiz navigasyon sistemi ve bir dizi sensör ile donatılmıştır. GPS ve navigasyon sisteminden konum bilgisini kullanarak, kendisini ve çevre verilerini içsel bir harita oluşturarak sensör verilerini lokalize eder. Dünyanın iç haritasındaki yerini belirledikten sonra, o haritayı, her türlü engeli ortadan kaldıracak en uygun yolu bulmak için kullanabilir.

 

2019 ve sonrasında neler olacak?

Yapay zeka çalışmalarındaki trendlere baktığımızda, makine öğrenmesinin en baskın alan olarak öne çıktığını görüyoruz. Makine öğrenmesi tüm yapay zeka patentlerinin yüzde 40’ını temsil ediyor. Makine öğrenimi 2013’ten 2016’ya kadar yüzde 28 büyüdü; Aynı dönemde, bulanık mantık yüzde 16, mantıksal programlama yüzde 19 büyüdü.

Şirketler, çoğu tüketici elektroniği, telekomünikasyon ve / veya yazılımın yanı sıra elektrikli araç ve otomobil üretimi gibi sektörlerde aktif olarak çalışan ilk 30 başvuru sahibinin 26’sını temsil ediyor. İlk 30’dan sadece dördü bir üniversite veya kamu araştırma kuruluşudur.

IBM, en geniş patent portföyüne sahip şirket (8,290 başvuru), ardından Microsoft (5,930 başvuru). En büyük 20 şirketten 12’si Japonya’da, üçü Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD), ikisi ise Çin’den.

Bilgisayar vizyonu, IBM’in doğal dil işlemeye daha fazla odaklanmasına rağmen, önde gelen şirketler tarafından patentlerde belirtilen ana işlevselliktir (20 üzerinden 19). Makine öğrenmesi, üst başvuru sahiplerinin portföylerinde en çok temsil edilen yapay zeka tekniğidir.

Dikkate değer bir eğilim, makine öğreniminin en hızlı büyüyen alanı olan derin öğrenmedeki liderlerle ilgilidir. Çin Bilimler Akademisi, derin öğrenme teknikleriyle (235 patent ailesi) açıkça ilgilenen en geniş patent portföyüne sahiptir ve bu alandaki ana portföylerin çoğu Çin üniversiteleri tarafından dosyalanmıştır. Baidu, makine öğrenmesinin derin öğrenme alt kategorisiyle ilgili geniş bir patent portföyüne sahip şirketler arasında liderlik eder ve bunu Alfabe, Siemens, Xiaomi, Microsoft, Samsung, IBM ve NEC izler.

Araştırmada işbirliği yapan kuruluşlar, patent başvuruları için ortak görevliler olarak kredilendirilebilir. Bununla birlikte, veriler, çoğu teknolojide patentlerin ortak sahipliğinin nadir olduğunu göstermektedir. İlk 20 başvuranın hiçbiri yapay zeka portföyünün yüzde 1’inden daha fazlasına sahip değil.

Patent sayısına göre sıralanan ilk 500 başvurucunun beşte biri üniversitelerden ve Çin’den kamu araştırma kuruluşlarından geliyor. Bu tür kurumlardan en büyüğü, 2.652 patent ailesine sahip Çin Bilimler Akademisi olup, başvuru sahipleri listesinde genel olarak 17. sırada yer almaktadır. Çin üniversitelerinden ve kamu araştırma kurumlarından yapılan patentleme faaliyeti önemli bir büyüme gördü (yılda ortalama yüzde 20 ila 80 arasında, 2013-2016 arasında), ABD’nin en iyi üniversitelerinden ve kamu araştırma kuruluşlarından patent alma faaliyeti azaldı (yıllık yüzde 20 ila 26 arasında) 2013’den 2016’ya kadar.

Üniversiteler ve kamu araştırma kuruluşları arasında bilgisayar vizyonu, patent portföylerinde (şirketlerde olduğu gibi) belirtilen ana fonksiyonel uygulamadır; makine öğrenmesi ve sinir ağları ise en sık bahsedilen tekniklerdir.

Önde gelen üniversiteler / kamu kuruluşları, öncelikli patent başvurularının büyük çoğunluğunu menşe ülkelerinde yapar. Fraunhofer, ABD’de veya Avrupa patent yolu ile de yapılan bazı öncelikli seçimlerle ana istisnadır.